MENÜ

İşçi Demokrasisi Partisi 2024-2025 Acil Eylem Programı

Siyasal demokrasi için önkoşul Tek Adam rejiminden kopuştur!

Mayıs 2023 seçimlerinden zaferle çıkmayı başaran Cumhur İttifakı, 2024 yerel seçimlerinde aldığı ağır yenilgiyle önemli bir sarsıntı yaşamıştı. Bununla birlikte, CHP önderliğindeki burjuva muhalefetin ne siyasi ne de ekonomik alanda rejimin yumuşak karnına dokunan muhalefeti, Erdoğan yönetimine yenilgi psikolojisinden çıkış ve yeniden temel belirleyici siyasi aktör olmak için gerekli zamanı altın tepside sundu. “Yumuşama”, “yeni anayasa” ve son olarak “Terörsüz Türkiye” tartışmalarıyla Tek Adam rejimi siyasi inisiyatifi yeniden ele geçirmek için hamlelerini hayata geçirdi. Böylece “Saray’ın meşruiyeti”, Kürt meselesinde yeni bir “çözüm süreci” ihtimali veya Saray’ın öncülüğünde “yeni bir anayasa ve parlamenter sisteme dönüş mümkün mü” gibi tartışmalar yeniden gündeme geldi.

Bugün Türkiye’de Kürt sorununun çözümü dahil tüm hak ve özgürlükleri teminat altına alacak, siyasal demokrasiyi işler hale getirecek, emekten ve ezilenlerden yana olan demokratik bir anayasanın önündeki en büyük engel Tek Adam rejimi ve onunla iç içe geçmiş AKP-MHP iktidarıdır. Bu nedenle demokratik hakların savunulması ve genişletilmesi için önkoşul Tek Adam rejiminin ilgasıdır. Tek Adam rejiminden nihai bir kopuş işçi-emekçi hükümeti altında mümkün olabilir. Bu doğrultuda ilk adım olarak barajsız seçimler yoluyla, sendikaların, siyasi partilerin, demokratik kitle örgütlerinin, işçi ve emekçilerin, kadınların, Kürtlerin ve toplumun tüm ezilen kesimlerinin dahil olacağı, işçiden ve emekçiden yana yeni bir anayasayı hazırlayacağımız Bağımsız ve Egemen Kurucu Meclis için mücadeleye!

Ekonomik yıkıma karşı birleşik bir mücadele planı!

Tek Adam rejimi işçi sınıfını ve tüm emekçi kesimleri eşi benzeri görülmedik bir sefalete sürükledi. Ücretlilerin milli gelirden aldığı pay tarihin en düşük seviyesine gerilerken dolar milyonerlerinin sayısı katlandı. “Düşük faiz” döneminde enflasyonu patlatarak ücretlerin alım gücünü eriten hükümet, şimdi de “enflasyonla mücadele” adı altında ücretlere zam yapılmasını engelleyerek sefaleti derinleştirmeye çalışıyor. Yoksulluğumuzun nedeni yeterince kaynak olmaması değil emekçilerden yerli ve yabancı patronlara, bankerlere tarihi bir servet transferi yapılmasıdır. Bu saldırının durdurulmasının tek yolu, sendikal konfederasyonların öncülüğünde tüm emek örgütlerini kapsayan birleşik bir mücadele planının oluşturulması ve işçi sınıfının seferber edilmesidir.

İnsanca bir yaşam ve çalışma koşulları için kaynak var! Bu kaynağın nasıl bölüşüldüğü ise hükümetin politik tercihleriyle belirleniyor. Emekçiler olarak taleplerimiz oldukça net: Asgari ücret ve emekli maaşları sendikaların belirleyeceği yoksulluk sınırının üzerine çekilmeli, ücretler her üç ayda bir otomatik olarak gerçek enflasyon oranında yükseltilmelidir. Yap-İşlet-Devret yöntemiyle burjuvaziye milyarlarca dolarlık servet aktarımına son verilmeli, bu işletmeler derhal tazminatsız olarak kamulaştırılmalıdır. Özelleştirmeler durdurulmalı ve bugüne değin özelleştirme yoluyla adeta yağma edilen işletmeler ve kamu malları tazminatsız olarak kamulaştırılmalıdır. Yalnızca patronların ve bankaların zenginleşmesi için kullanılmış olan dış borç ödemeleri durdurulmalı, borca ve faiz ödemelerine harcanan kaynaklanan emekçi halkın ihtiyaçları için kullanılmalıdır.

Siyonizmle tüm ilişkiler kesilsin! NATO’ya hayır!

Tek Adam rejiminin çürümüşlüğünün en açık göstergesi bugün Siyonist İsrail ile sürdürdüğü ilişkilerde somutlaşmaktadır. Erdoğan yönetimi, bir yandan söylemsel olarak İsrail’i eleştirirken ve hatta tüm ticari ilişkileri kestiğini duyururken, gerçekte ticari ve askeri de olmak üzere tüm ilişkiler kaldığı yerden devam etmektedir. Soykırımcı İsrail ile tüm ilişkilerin derhal sona erdirilmesi ve bu soykırım karşısında Filistin halkının var oluş mücadelesinin desteklenmesi en acil talep olmayı sürdürmektedir. Bu talebin hayata geçmesinin önkoşulu Siyonizm’in en büyük destekçisi NATO’dan çıkılmasıdır. Başta Kürecik ve İncirlik olmak üzere, NATO’ya ve emperyalizmin başat gücü ABD’ye ait ülkedeki tüm üsler ve tesisler kapatılmalıdır. Öte yandan, bu adımlar, Çin ve Rusya gibi yeni emperyalist ve yayılmacı güçlerle benzer saldırgan ittifaklara girilmesi anlamına gelmemelidir. Putin yönetiminin Ukrayna’yı ilhak girişimini Erdoğan yönetimi kendi çıkarları için kullanmaya çalışırken, işçi sınıfı ve enternasyonalistlerin safı koşulsuz biçimde Ukrayna halkının işgal karşısındaki özgürlük mücadelesinin yanında olmaktır.

Kürt halkının tüm demokratik hakları tanınmalıdır!

Cumhur İttifakı 2015’te Kürt düşmanlığı ve “çözüm süreci”nin devrilmesi temelinde kurulmuştu. O dönemden bu yana, AKP-MHP ittifakının baskıcı politikalarının en ağır sonuçlarıyla Kürt halkı ve Kürt siyasi hareketi yüzleşti. Milletvekilleri ve belediye başkanlarından başlayarak binlerce kişi siyasi tutsak haline getirildi, kayyum politikaları olağanlaştırıldı, şovenizm Cumhur İttifakı’nın daima temel harcı oldu. Şimdiyse, Tek Adam rejimi bir kez daha Kürt meselesini araçsallaştırarak, pazarlık konusu yaparak otokratik rejiminin ömrünü uzatma çabası içerisinde.

Geçmişteki “çözüm süreci” bir trajediyse, “Terörsüz Türkiye” hamlesi bir trajikomedi dahi olamaz! Tek Adam rejiminden kopuş mücadelesiyle Kürt halkının demokratik ve ulusal hakları da dahil olmak üzere siyasal demokrasi mücadelesi birbirlerinden ayrılamaz bir bütündür. Bu çerçevede, her şeyden önce binlerce siyasi tutsağın özgürlüğü en acil mücadele başlığını oluşturmaktadır. Kürt siyasi hareketinin kriminalizasyonuna, kayyum politikalarına derhal son verilmelidir. Kürt meselesi ancak ulusların eşitliği temelinde kalıcı bir çözüme kavuşturulabilir. Bu çözümün tek gerçekçi formülü ise Türkiye işçi sınıfıyla ezilen Kürt halkının mücadele birliğini sağlamaktır.

Kadın ve lgbti+ düşmanı rejime karşı mücadeleyi büyütelim!

Tek Adam rejiminin karakterini belirleyen en asli unsurlardan birisi daima kadın ve lgbti+ düşmanlığı oldu. Erkek egemen kapitalist sistemin ona sunduğu her olanağı kullanan rejim, bir yandan da dini ve aileyi araçsallaştırarak uyguladığı muhafazakârlaştırma politikalarıyla toplumsal cinsiyet eşitsizliğini derinleştiriyor. Kadın ve lgbti+ hareketlerinin kazanımlarını veya doğrudan kendilerini hedef alıyor; onları kriminalize ve marjinalize etmeye çalışıyor.

Tek Adam rejiminin erkek egemen politikaları kadın ve lgbti+ları erkek şiddetine karşı daha da korunmasız hale getirdi. Erkek şiddetinin, kadın ve trans cinayetlerinin önlenmesi için İstanbul Sözleşmesi yeniden imzalanmalı, 6284 sayılı kanun etkin şekilde uygulanmalı, şiddete ve istismara karşı koruyucu politikalar geliştirilmelidir. Lgbti+lara yönelik her türlü ayrımcılığa son verilmeli, cinsiyet kimliği ve cinsel yönelim anayasal güvence altına alınmalıdır. Tek Adam rejimine ve patriyarkal kapitalist sisteme karşı acil taleplerimiz etrafında kadınların, lgbti+ların, işçilerin ve tüm ezilenlerin birleşik mücadelesini örelim!

Sınıf siyaseti sahneye! Emekçiler yönetmeli!

Rejimin çürümüşlüğü ve düzen muhalefetinin çıkmazlarının ötesinde, emek eksenli, kopuşçu bir alternatifin eksikliği siyasetin temel belirleyen olmaya devam ediyor. Tek Adam rejiminden kopuşu düzen muhalefetinin önderliğine emanet eden siyasi stratejinin iflasını 2023 ve 2024 seçimlerinde bir kez daha gördük. Ekonomik yıkımın bu denli derinleştiği, işçi mücadelelerinin filizlenmeye başladığı, taban basıncıyla sendikal önderliklerin eylemlere giriştiği bu dönemde yalnızca burjuva düzen partilerinden bağımsız bir Emek İttifakı’yla mevcut siyasi açmaza bir son verilebilir. Mevcut mücadelelerin birleştirilmesini ve kitlelerin seferberliğini temel alan bir eylem planı doğrultusunda harekete geçmek böylesi bir birleşik alternatifin inşası yönündeki ilk adım olacaktır.